Merhaba hocam, öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.
Ankara’da yükselen yepyeni bir anlayış, yepyeni ve yaratıcı bir ekosistem, METU Crea. Sizler de en önemli mimarlarındansınız. Yeniliklerin ortaya çıkması oldukça sancılı süreçlerdir, sizler de tüm bilgi birikiminizden faydalanmamıza hep müsaade ettiniz. Fakat şimdi geriye gidelim, en başına! Sizin için de gerçekten “Hikâye Burada”mıydı?
Benim için hikâye her zaman ODTÜ’deydi. Çocukluğumdan beri ODTÜ’deydi, galiba önce bununla başlamak lazım. Nereye gidersem gideyim hep buraya dönmek istedim. Döndükten sonra da Tasarım Fabrikası’nın kuruluşuyla gerçek hikayemi bulmuş oldum. Çünkü Tasarım Fabrikası bir aile. Müthiş takım arkadaşlarıyla buluştum. Aynı ideallerle, aynı inançla, aynı vizyonla bir şeyleri dönüştürmeye çalıştık. Dolayısıyla hikâye gerçekten burada başladı, Tasarım Fabrikası’nda. Bu gördüğünüz yer, aslında eski bir deponun dönüştürülmesiyle oluşturuldu. Hatta inşaatında birlikte çalıştık. Sonrasında da önce küçük adımlarla, şimdi de büyük adımlarla neyi değiştirebileceğimizi düşündüğümüzde, neyi değiştirdiğimizi, hayatlara dokunabildiğimizi, bazı şeyleri yeniden sorgulatabildiğimizi gördüğümüzde hikâye başladı. Yani evet, burada başladı, bir grup harika insanla. Hala aynı harika insanlarla da devam ediyorum. Biz çok şanslı bir grubuz ve bunun böyle olması, bu insanların bir arada olması her zaman mümkün değil. Galiba şans da orada. Bir araya gelebilmiş olmak
“Tasarım odaklı düşünme METU Crea’nın ruhunda var!”
Fikirden üretime giden bu serüvende METU Crea önemli bir geçit. Gelinen noktada gördüğünüz bu somutluğu, ortaya çıkan bu “hub”ı nasıl tanımlarsınız?
Maceranın başlangıcında biz METU Crea’ya ne diyeceğiz diye düşündük. Aslında siz hub diye sordunuz ama biz hala gerçek kimliğini, ona ait olan tanımlama sözcüğünü arıyoruz. Bu nedenle biz METU Crea’ya geçit dedik aslında. Hub, odak noktası veya merkez demedik, geçit dedik. Çünkü aslında biz insanlarla buluşmayı, buluştuktan sonra bizimle çalışan insanların yeni dünyalara, yeni ufuklara açılmasını istedik. Dolayısıyla belki de hala doğru tanımı icat edemedik. Doğru sözcüğü belki biz bulacağız ve yeni bir sözcük katacağız, ben hala buna inanıyorum. Bazen bazı sözcükler kendiliğinden ortaya çıkıyor. Belki de METU Crea’lamak diye bir şey çıkar bir gün. Çünkü biz yola çıkarken hep böyle başladık, Tasarım Fabrikası’nda da METU Crea’da da. Yani umuyorum ki biz kendi tanımımızı üreteceğiz ve belki bir gün gelenler METU Crea bir hub değil, bir geçit değil, METU Crea şu diyecekler. Bizim yapmaya çalıştığımız şey, burada insanları tutmak değil. Burada onları hızlandırmak, onları dünyaya açılmaları, hayallerini gerçekleştirmeleri ve elde etmek istediklerine ulaştırmak için elimizden gelen desteği vermek üzere bir katalizör, motivasyon veren, kolaylaştırıcı, yardımcı bir ortam yaratmak diyebilirim.
Yıllardır bolca projeyi başarıyla tamamladınız. Bir yandan da devam ediyorsunuz. Çok ciddi ekipler yönettiniz. Büyük imzalarınız var. Bu geçmişinizden yola çıkara, sorum şudur… Hangi başarı kıstaslarınız, hangi kalite standartlarınız METU Crea’nın kurulmasında etkili oldu?
Ben takım oyuncusuyum. Nazik sözleriniz için teşekkür ederim ama ben hiçbir oyunun tek başına oynandığına inanmıyorum. Bizler rönesans adamları da değiliz ki her şeyi yapabilelim. Ben arkadaşlarıma sonsuz güveniyorum. Yaptığımız her işte de birbirimizin boşluğunu doldurarak, gerektiğinde cesurca hatalarımızı birbirimize söyleyerek, birlikte proje yönettik. Bir şeyi çok iyi yaptığımızı düşünüyorum; işimizde birbirimize teşekkür de edebiliriz, birbirimizle aynı fikirde olmayabiliriz de ama o sayfayı kapattığımızda öncelikle biz çok iyi arkadaşız ve çok iyi bir aileyiz. Tüm projeleri de böyle yönettik. Dolayısıyla yönettim demiyorum, o lafı da birçok sözcük gibi sevmiyorum sanırım (gülümser). Biz birlikte oyun oynuyoruz. METU Crea da böyle, büyük ve çok ciddi bir oyun. Etkilerinin çok yaygınlaşacağını umduğumuz, gerçekten bir sürü insanın önünü açacağına inandığımız yeni bir oyun bizim için. Bu oyunu da çok ciddiye alarak yapıyoruz. Oyun ciddi bir iş aslında, bunu da biliyoruz. O yüzden aslında bir takım oyunu. Biz her şeyi birlikte bir takım olarak gerçekleştirdik. İş bölümüne çok inanıyoruz. Aynı masada, şeffaf ve paralel düzlemde tartışmanın profesyonelliğin doğası olduğuna inanıyorum. Ben piramitsel yönetimlere de inanan biri değilim. Aslında hep beraber aynı masada oturduğumuzda, kahve içtiğimizde doğru yönetim modellerini buluyoruz. METU Crea da böyle aslında, belki farkı da buradan geliyor. Sadece ODTÜ olarak değil, yolda tanıştığımız iyi bir ekiple beraber çalıştık. Aslında çok şanslıydık, çok iyi uzmanlarla çalışmaya başladık. Onlar da takımın bir parçası oldu, hepimiz için birlikte bir öğrenme ve yeni şeyleri keşfetme süreci oldu. Bence METU Crea’nın başarısı, keşfetmekle başladı. Herkesin izlediği yolu değil, kendi yolumuzu bulurken ortak düşünerek, ortaklaşarak, sırt sırta vererek ve yapılmayanı keşfetmeye çalışarak, biraz da cesur adımlarla yürüdük. Bu yüzden de METU Crea’nın yolu başlangıçta biraz zor, ama her geçen gün daha da güzelleşen iyi bir yol oldu. Ben yapısının da böyle olacağına inanıyorum. Ortaya çıktığı gün, yani biz herkesle buluştuğumuzda bu yolun çok daha farklı ve bir taraftan insanı mutlu eden bir yol olduğunu göreceğiz. Ben mutlu olmanın da önemli bir şey olduğunu düşünüyorum. İş hayatında mutluluk, bulunduğunuz ortamda mutluluk… Bunlar da önemli. METU Crea’nın gülen bir yüzü var, bunu kaybetmeyi de hiç istemiyoruz. Yaptığımız iş çok ciddi, ama biz onu gülümseyerek yapıyoruz.
“METU Crea’ya gelenlerin ellerini kirletmesini istiyoruz. Erken yanıl, çok yanıl!”
Tasarım Odaklı Düşünce, ECITE Projesine çok önemli bir katkı sağlıyor ve varlığında çok önemli bir yer kaplıyor. Multidisipliner bakış açısına zaten ODTÜ Tasarım Fabrikasından da aşinayız. Peki METU Crea tam olarak hangi ortak paydada?
Aslında hepsi diyebilirim. Hepsinin odağında, hepsinin üstünde ya da hepsiyle beraber. Çünkü tasarım odaklı düşünme aslında bir problem çözme becerisi. METU Crea’nın aslında odaklandığı sektörlere bakarsak, yeni nesil hikâye anlatma aslında bir derdinizi anlatma biçimini bulmak, bir durumu ortaya koymak, kendinizi ifade etme veya bir gerçeği paylaşma amaçlı. Oyun yine benzer biçimde aslında bir problemi çözme becerinizin öne çıktığı bir alan. Giyilebilir teknolojiler de bugün yapay zekayla da birleşerek bizim aslında genişletilmiş belleğimiz, protezlerimiz haline gelen şeyler telefonunuz, gözlüğünüz gibi. Dolayısıyla böyle bir yapının içerisinde ben ne yaparım, nasıl farklılık yaratabilirim sorusunu sorduğunuzda ya da çözümlere nasıl yardım edebilirim dediğinizde zaten tasarım odaklı düşünme önemli bir rol oynuyor. Tasarım da düşünmenin özü aslında, problem çözmek. Bu problemi genel tanımında insan odaklı diye tanımlıyorlar ama ben canlı odaklı diye tarif ediyorum. Çünkü Antroposen’in de biraz bencil bir yaklaşım olduğuna inanıyorum. Yani dünyanın sadece bize ait olduğu gibi bir fikre sahip değilim. Dolayısıyla bizim bakış açımız biraz daha genişletilmiş bir tasarım odaklı düşünme, canlı ya da cansız. Aslında dünyaya ait olan her türlü ürün için biz çözüm üretebiliriz. Oyun da bunun bir parçası olabilir, sinema veya yeni anlatım biçimleri de olabilir, giyilebilir teknolojiler de. Bu anlamda tasarım odaklı düşünme süreçlerini tabii ki izliyoruz. Dert dinlemekle başlar tasarım odaklı düşünme, biz iyi dinleyicileriz. Dertleri iyi anlamaya çalışıyoruz, problemleri yeniden ve yeniden, farklı bakış açılarıyla tanımlıyoruz. Bence önemli bir meziyetimiz var, bunu utanmadan söyleyebilirim, METU Crea olarak empati yeteneği olan bir kurumuz. Empatiyi kurabiliyorsanız çözüm de üretebiliyorsunuz. Dolayısıyla METU Crea için tasarım odaklı düşünme genişletilmiş şekliyle odakta. Ruhunda var yani.
Peki ODTÜ çatısı altında olmanın faydaları dersek?
Çok şanslıyız derim, ilk söyleyeceğim şey bu olur. Çünkü birçok farklı bölümün aynı kampüs içerisinde buluşması büyük bir ayrıcalık. ODTÜ gibi hem teknolojiyi hem insanı öne çıkaran bir üniversitede olmak da büyük bir ayrıcalık. Evet biz şu anda üç merkez olarak bir araya geldik ama aslında her problemde, her yeni projede ODTÜ’nün tüm bireyleri, tüm merkezleri bu projeye katkı vermeye hazır. Yapı buna uygun. Biliyorsunuzdur belki, ODTÜ 5. nesil üniversite olmak idealine sahip. Üniversiteler 1. nesil, 2. nesil, 3. nesil ve 4. nesil diye tanımlanıyor. 4. nesil üniversiteyi biraz daha toplumla, şirketlerle, daha tanımlı oluşumlarla buluşturmayı hedefler, özellikle araştırma açısından. Ama 5. nesil üniversite olma idealinde üniversiteyi insanla buluşmak istersiniz. METU Crea’nın da bu anlamda böyle bir rolü var. Tasarım Fabrikası da bu amaçla kurulmuştu, amaçları arasında bu çok barizdi. Dolayısıyla ODTÜ’de olmak, bu anlayışa sahip olduğunuz için böyle bir merkezi de yapılır kılıyor. Çünkü kucağımızı her ölçekte, herkese açabiliyoruz ve ODTÜ’nün tüm kaynaklarını bu anlamda sunabiliyoruz. Bilgiyi paylaşmayı da ODTÜ olarak çok seviyoruz ve gittikçe açık kaynakla bunu yapmak istiyoruz. Bu anlamda METU Crea çok doğru bir yerde kuruldu diye düşünüyorum. ODTÜ’de olması büyük şans.
METU Crea olarak bizler Yaratıcı Endüstrilerdeki önemli yol arkadaşlarıyız. Peki sektör ilgilileri, girişimciler ya da bu sektörlerdeki çalışanlar neden bizi tercih etsinler?
(Gülümser) Çok kolay bir soru değil. Şu garantiyi verebiliriz, birçok yerde çözüm bulabilirler ama bilgiye hiçbir bariyer konmadan ulaşacakları tek yer olduğunu söyleyebilirim. Bilgilerine ve ürünlerine saygımız sonsuz. Hiçbir ön yargı, hiçbir ön koşul olmaksızın destek alabilecekleri bir yer METU Crea. Bunu özellikle bilgi paylaşımı açısından ön planda tutuyorum. Aynı zamanda bir üniversitenin kaynaklarına ulaşmak açısından, onun kendi ağlarından yararlanmak açısından, onun kendi altyapısından yararlanmak açısından da METU Crea’nın büyük şansı olacaktır. Bu açıdan da tercih edileceğimizi düşünüyorum. Gülümseyen insanlarla buluşmak için de gelebilirler. Bu sektörü çok seven ve bu sektörde bir şeyler yapmak isteyen insanları bir arada bulmak için de gelebilirler. Çok gelişmiş bir altyapıya kavuşmak için de gelebilirler. Crea tech, deep tech bu kavramlar çok konuşuluyor, bunun sınırlarının Türkiye’de zorlandığı bir üniversitede olmak için gelebilirler. Bizler varız, bizim için gelebilirler (gülüşmeler). Dolayısıyla aslında gelmeleri için birçok neden var.
Üretimden bahsederken, “iş yapan ellerin kirlenmesi önemlidir” dersiniz. Peki METU Crea’da ellerin yeterince kirlenebilir mi?
Umuyorum. Bunun için aslında uygun bir altyapı sağladık. Dolayısıyla ellerin kirlenmesi için mevcut altyapımız var. İkinci önemli konu da yaparak öğrenmek, öğrenme biçimleri arasında en güçlü olanlardan bir tanesi. Teorik çalışma ile değil, deneyerek, korkmadan, hata yaparak, erken dönemde birçok hata yaparak öğrenmenin çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bizim buradaki mottolarımızdan bir tanesi, belki duvarlarda da içeride göreceksiniz, “Erken yanıl, çok yanıl!” diyoruz. Bunun için de aslında yapmak gerekiyor. Bizler de METU Crea’ya gelenler için, hiç korkmadan ve hiç eleştiri almadan, yapılan her işe saygılı olarak deneyebilecekleri bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Bu bizim felsefemiz. Her fikir çok değerli, her fikir tartışmaya değer, hiçbir fikir öldürülmeyi hak etmiyor. Yapmak için elimizden geleni yaparız, deneriz, iyi hale getirmeye çalışırız diye düşünüyoruz. Bu, zaten yine tasarım odaklı düşünceden de gelen başka bir sonuç. Yani METU Crea’ya gelenlerin ellerini kirletmesini istiyoruz. Oyunsa oyunu geliştirmek için çalışırız, üretimse üretmek için, sinemaysa sinema için… Ama doğru ve üst düzey öğrenmenin en iyi yolu yapmak. Bunda da korkacak hiçbir şey yok, eleştirecek hiçbir şey yok. İyi ürün veya kötü ürün demiyoruz; ilk ürün, bir sonraki ürün, prototip, model diyoruz, sonunda paylaşılabilir hale getiriyoruz. Önemli olan ilk düşünceyi somutlaştırabilmek. METU Crea bunu sağlayacak, bundan da hiç kuşku duymuyorum.
Çok teşekkür ederiz hocam, ağzınıza sağlık!
Moderatör – Yazar: Özge Pekdemir